T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas
Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Kalp Nakli ve Sonrası Yaşam


Kalp Nakli ve Sonrası Yaşam

Kalp nakli vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılayamayan, pompalama gücü tükenmiş, başka kalp cerrahisi veya kardiyolojik girişimlerin de yapılamadığı, çok yoğun medikal destek tedavisi alan veya geçici ya da kalıcı kalp destek cihazlarına bağımlı olan, yaşamda kalmaya ayları, haftaları, hatta günleri kalmış kalp yetmezliği hastalarına yapılır. Kalp nakline giden süreçte kalbin pompalama fonksiyonun azalmasına bağlı olarak akciğer, böbrek karaciğer gibi vücudun diğer organlarında da etkilenme gerçekleşebilir. Genellikle bu hastalar kalp yetmezliğine bağlı olarak sık sık hastaneye başvurmak zorunda kalan ve yatarak tedavi görmek zorunda kalan hastalardır.

Kalp yetmezliği çeşitli derecelerde hastaları etkileyebilir. Uygun tıbbi tedavi ile ve gerekli önlemlerle bazı hastalar hekim kontrolünde uzun süre herhangi ilaç tedavisi dışında ek bir tedavi ihtiyacı olmadan hayatlarını sürdürebilirler. Ancak bazı hastalarda yeni tanı konsa da kalp yetmezliği hızlı bir şekilde hastanın klinik durumunu etkileyebilir veya uzun süredir kalp yetmezliği bulunan hastalarda hastalığın seyri kötüleşebilir. İşte bu süreçte kalp nakli merkezlerine başvuran hastalar kalp nakli konseyince değerlendirilir ve ameliyat açısından uygun ise kalp nakli listesine alınır. Uygun donör olduğunda da bu hastalara kalp nakli yapılır. Ülkemizde de yılda ortalama 80 ile 100 arasında hastaya kalp nakli yapılmaktadır. Sayısı binleri bulan kalp yetmezliği hastaları için bu sayı oldukça azdır. Bu sebeple kalp nakli yapılması kararı alınan hastalar bekleme sırasına alınır ve konsey tarafından tıbbi açıdan uygun hasta seçimi titizlikle yapılır. Bu süreçte hastaların ve yakınlarının da bu meşakatli tedavi sürecine yatkın, uyumlu ve bu konuda eğitilmeye uygun olmaları gerekir.

Kalp nakli ameliyatı sonrası hastalar yoğun bakıma alınırlar. Belli bir süre sonra anestezinin etkisinin ortadan kalkmasıyla uyanırlar ve solunum cihazından ayrılarak kendi kendilerine nefes almaya başlarlar. Hayati fonksiyonların stabil hale getirilmesi sonrası servise alınan hastalar hızlı ve kontrollü bir rehabilitasyon sürecine girerler. Yaklaşık 2 haftalık bir hastane yatış sürecinden sonra hastalar eğitimleri verilerek evlerine taburcu edilirler.

Kalp nakli yapılan hastaya başka bir hastanın kalbinin takılmasıyla birlikte alıcı hastanın vücudu doğası gereği bu yeni kalbi yabancı bir madde olarak algılar ve bir takım savunma mekanizmalarını devreye sokar. Vücuttaki bağışıklık hücreleri yeni takılan bu kalbi birçok farklı mekanizma ile imha etmek için uğraşır. Yeni kalbiyle hayatına devam edecek olan bu hastalara kalp nakli ameliyatının başlamasıyla birlikte immunosupresif adını verdiğimiz bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar verilir. İmmunosupresif ilaçlar bu hastalara uygulanmazsa vücut bu yeni organı reddeder ve yeni kalp işlevsiz hale gelir. Tıp dilinde bu duruma “rejeksiyon”  adı verilir. Rejeksiyon durumunun gelişmemesi için hastalar ömür boyu immunosupresif adını verdiğimiz bu ilaçları kullanmak zorundadır.

İmmunosupresif ilaçlar kalp nakli sonrası yaşam için hayati öneme sahiptir. Bu ilaçların bazılarının optimum etkinlikte olması için kandaki düzeyi belli aralıklarda tutulmalıdır. Bu sebeple hastaların sık sık hekim kontrolünde kullanacağı ilaçlar düzenlenmeli ve düzenli olarak gerekli tetkikleri yapılmalıdır Bu ilaçların hastaları rejeksiyondan korumasının yanında maalesef istenmeyen etkileri de mevcuttur. Bağışıklık sistemini baskılayan bu ilaçlar hastaları mikrobik ajanlara karşı hassas hale getirir ve ciddiyeti hafif veya ağır seyirli enfeksiyonlar gelişebilir. Bunun yanında bu ilaçlar kan şekeri artışı, kolesterol düzeylerinde artış, hipertansiyon, böbrek hastalıkları, kemik erimesi gibi önemli hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle hastaların yakın takibi yapılıp, takiplerde kullanılan tüm ilaçların yan etkileri gözlenilmeli ve ilaç düzeyleri ayarlanmalıdır. Ayrıca; Kalp nakli sonrası organ reddini takip edebilmek açısından düzenli aralıklarla ekg, ekokardiyografik gibi tetkiklerle kalbin fonksşyonlarının değerlendirilmesinin yapılması belli durumlarda da koroner anjiyografisinin yapılması gereklidir.

Nakil süreci sonrası taburcu olan hastaların erken dönemde nefes ve yürüyüş egzersizleri yapması iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Göğüs kemiğini oynatmaması için de hekimin belirlediği tarihe kadar düz yatış pozisyonunda uyuması gerekir. Aşırı egzersiz, ağırlık kaldırma, yan yatma, desteksiz ayağa kalkma, hızlı ve ani hareketler ameliyat sonrası erken dönemde önerilmez.

Tüm bunlara ek olarak hastaların yaşamı süresince;

- Sağlıksız yiyeceklerden, yağlı yiyeceklerden özellikle trans yağ bulunduran yiyeceklerden kaçınması,

- Sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçınması,

- Yemeklerde az tuzlu veya tuzsuz besinleri tercih etmesi,

- Özellikle pandemi döneminde kalabalık ortamlara girmekten kaçınması ve mutlaka maske kullanması,

- Taze meyve sebze tüketirken temizliğe maksimum özen göstermesi,

- Balık, tavuk gibi beyaz et ürünlerini tüketmesi,

-Diş ve dişeti bakımına özen göstermesi,

- Düzenli olarak hekim kontrolüne gelmesi,

-İlaçlarını düzenli olarak içmesi önerilir.

Hastaların ateş, terleme, titreme gibi enfeksiyon düşündüren bulgularının olması, nefes darlığı gelişmesi, bacaklarda ödemlenme, aşırı halsizlik-yorgunluk, tansiyon düşüklüğü gibi şikayetlerinin olması durumunda bir an önce kalp nakli polikliniğine başvurmaları önerilir.

Gebelik

Kalp nakli sonrası kadın hastalar için gebe kalmak problemli bir süreci beraberinde getirir. Nakil olan hastaların kullandığı özellikle immunosupresif ilaçların bazıları bebek gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca doğum süreci ve sonrasında rejeksiyon riski de artar. Bu sebeple hastaların hekimlerine ve kadın doğum doktorlarına danışmadan gebe kalmamaları önerilmektedir.

Uz. Dr. Mustafa Mert ÖZGÜR

S.B.Ü. Koşuyolu Yüksek İhtisas E.A.H.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı