T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas
Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Uz. Dr. Ekrem YILMAZ’ın “Derin Ven Trombozu Nedir?”


DERİN VEN TROMBOZU NEDİR?

 

Derin ven trombozu sıklıkla bacaklarda, kasların arasında seyreden derin yerleşimli toplardamarlarda gelişen kan pıhtılaşması ve buna bağlı akışın bozulmasıyla seyreden bir hastalıktır. Bacakların dışında kollar ve karın içindeki büyük toplardamarlarda da oluşabilir. Bu hastalık oluştuğu bir damar boyunca yayılıp diğer damarlara da ilerleyebilir.

 

Çeşitli sebeplerle oluşan bu pıhtı oluştuğu yerde kalabileceği gibi parçalanıp dolaşıma katılarak başta akciğer olmak üzere farklı bölgelere de gidebilir. Bu gevşek pıhtıya emboli adı verilir. Embolinin, gittiği bölgede dolaşımı bozarak organ fonksiyonlarını bozması muhtemeldir.

 

Emboli en sık akciğerlere yerleşir, bu durum pulmoner embolizm(PE) olarak adlandırılır. PE hayatı tehdit eden ciddi bir durumdur. Akciğer dolaşımını sekteye uğratarak tüm organlarda oksijen yetersizliğine sebep olur. Bunun yanı sıra kalbin sağ tarafı üzerinde ani ve ciddi bir yük artışına sebep olabilir. Sağ kalpte ortaya çıkan bu yüklenme zaten oksijenlenmekte zorlanan tüm iç organlarda basınç artışına ve buna bağlı hasara sebep olabilir. Kalbin sağ ve sol tarafı arasında delik olan hastalarda emboli, vücudun herhangi bir yerine ilerleyerek o organın çalışmasını bozabilir.

 

Yüzeyel toplardamarlarda gelişebilen pıhtılar ise nadiren derin venöz sisteme ilerlemek ve pulmoner embolizme sebep olmak riski taşır.

 

Derin Ven Trombozu, yüzeyel ven trombozu ve pulmoner emboli birbirleriyle ilişkili olabilen hastalıklardır. Hepsini kapsayan klinik tabloya venöz tromboembolizm (VTE) denir.

 

Derin Ven Trombozunun Nedenleri Nelerdir?

 

Derin ven trombozu bir veya birkaç faktörün bir arada bulunmasıyla gerçekleşir. En önemlileri:

 

Toplardamarın iç yüzünde fiziksel, kimyasal ve biyolojik etmenlerle ortaya çıkan hasarlanma: Bu hasar bir travma, vaskülit olarak adlandırılan damar romatizmaları, flebit olarak adlandırılan damar iltihapları gibi sebeplerle ortaya çıkabilir.

 

Kan akımını yavaşlatan sebepler: Uzun süreli hareketsizliğe sebep olan ameliyat, uzun yolculuk veya fiziksel kısıtlılıklar ile tümör, hematom gibi damar basısı yaratabilen tıbbi durumlar.

 

Kanın daha kolay pıhtılaşmasına sebep olabilen yapısal hastalıklar ve ilaçlar: Faktör V Leiden mutasyonu,Protein C ve S eksikliği, kanser varlığı ile hormon tedavisi ya da doğum kontrol hapları gibi tedaviler de pıhtılaşmaya yatkınlığı artırır.

 

 

Derin Ven Trombozu için Kimler Risk Altındadır?

 

Derin ven trombozu bazı hasta gruplarında daha sık oranla görülür. Bunların bazıları:

 

  • Geçirilmiş DVT

     

  • Pıhtılaşmayı kolaylaştıran genetik hastalıklar

     

  • Menopozda verilen hormon replasman tedavisi
  • Doğum kontrolü için kullanılan bazı ilaçlar

     

  • Uzun süreli hareketsiz kalmaya sebep olabilecek ameliyatlar

     

  • Kemik kırıkları

     

  • Batın ameliyatları

     

  • Toplar damarın hasar gördüğü travmalar

     

  • Yolculuk sırasında uzun süre hareketsiz kalmak

     

  • Gebelik ve lohusalık dönemi

     

  • Kanser

     

  • Bacak toplar damarına uygulanan tıbbi işlemler

     

  • Obezite

 

 

Venöz Tromboemboli’nin Belirtileri Nelerdir?

 

Derin ven trombozunun tüm hastalarda bulgu vermeyebilir. Semptomatik hastalarda belirtiler sıklıkla tıkanan bacak toplar damarına bağlı bulgulardır. Bunun yanısıra bazı hastalarda pulmoner emboli bulguları görülebilir. Özellkle pulmoner emboli gelişen hastalar, hayati risk açısından hastanede takip edilmelidir.

 

Derin Ven Trombozu’nun bulguları:

 

  • Bacakta şişlik ve çap artışı (en sık)

     

  • Özellikle yürürken hissedilen ağrı

     

  • Sıcaklık artışı

     

  • Kızarma ya da morarma şeklinde renk değişikliği (ileri vakalarda)

 

Pulmoner Embolizm bulguları:

 

  • Nefes darlığı

     

  • Derin solunumda yan ağrısı

     

  • Kanlı öksürük

     

  • Hızlı solunum ve hızlı kalp atımı

 

 

Venöz Tromboembolizm Tanısı

 

Derin ven trombozu, ani başlayan bacak şişliği sebebiyle başvuran bir hastayı muayene eden bir hekimin aklına gelen ilk olası tanıdır. Travma, hematom, venöz yetersizlik gibi tablolar da benzer şikayetler yapabileceği için ayırıcı tanı için muayeneden sonra ek tetkikler gerekebilir. En sık kullanılan test doppler ultrasonografidir. Doppler Ultrasonografi, damar içinde akan kanın ses dalgaları kullanılarak görüntülenmesine dayanan basit bir testtir. Hastaya herhangi bir zarar vermez. Hamileler dahil tüm hastalar için güvenli bir testtir. Ultrason net bir sonuç vermezse toplardamara boya maddesi verilmek suretiyle Venografi yapılabilir. Verilen boya röntgen ışınları altında izlenerek anatomik görüntü ortaya konur. Hamileliğin ilk 3 ayında uygulanmaz. D-dimer testi, vücut tarafından eritilmekte olan kan pıhtısının varlığını ve miktarını ölçen bir kan testidir. DVT gelişen hastalarda genellikle yüksek değerler saptanır. Bu testlerin haricinde Bilgisayarlı Tomografi(BT) ve Manyetik Rezonans(MR) daha seyrek olarak görüntüleme amacıyla kullanılmaktadır.

 

Pulmoner Emboli düşünülen hastalarda genellikle solunum açlığı en sık bulgudur. Buna sebep olabilen KOAH veya Astım atağı, Kalp yetmezliği, pnömoni(zatüre) gibi sebeplerden ayırt etmek ilk etapta akciğer röntgeni, Ventilayon-Perfüzyon Sintigrafisi, Bilgisayarlı Tomografi ve Ekokardiyografi yapılması gerekecektir.

 

 

Venöz Tromboemboli Nasıl Tedavi Edilir?

 

Venöz Tromboemboli temel olarak ilaçlar ile tedavi edilir. Hastanın bulgularına göre ek tedaviler de söz konusu olabilmektedir. DVT tedavisinin temel amacı kan pıhtısının artışının durdurulması, parçalanıp pulmoner emboliye ilerlemesinin engellenmesidir.

 

Tedavide kullanılan temel ilaçlar antikoagulanlar olarak bilinen pıhtı önleyici ilaçlardır. Bu ilaçlar kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltır. Mevcut kan pıhtılarının büyümesini de durdurur. Bununla birlikte, antikoagulan ilaçlar oluşmuş pıhtıları parçalayamaz. Bu ilaçlar hap olarak, deri altına enjeksiyon olarak ya da damardan verilmek suretiyle uygulanır. Hangi tedavinin uygulanacağı hastanın durumuna göre hekim tarafından belirlenir. Genellikle başlangıç aşamasında enjeksiyon veya damar içine uygulanan tedavi evde hap kullanılacak şekilde idame ettirilir, ancak her hasta bu tedavi şekline uygun değildir. Hap tedavisi için varfarin isimli ilaç verilmişse belirli aralıklarla hastaneye gidip INR testi yapılır ve bunun sonucuna göre doz ayarlanır. İlk kez gelişen DVT de istisnai durumlar haricinde tedavi 3-6 ay sürer. Tekrarlayan DVT durumunda ömür boyu tedavi gerekir.

 

Tüm kan sulandırıcıların en yaygın görülen yan etkisi kanamadır. Bu durum yaşamı tehdit edebilir.

 

Kanaması olan bir hasta tedaviyi kesip derhal hastaneye başvurmalıdır.

 

Toplardamar tıkanıklığının bacak dolaşımını veya pulmoner embolinin hayatı tehdit ettiği durumlarda trombolitik adı verilen pıhtı eritici ilaçlar kullanılmak zorunda kalınabilir. Ancak bu ilaçlar büyük çaplı hayatı tehdit eden kanamalara yol açabilir. Trombolitik ilaçlar mekanik olarak pıhtıyı parçalayan sistemlerle kombine olarak uygulanabilirler.

 

Vena kava filtresi, kan sulandırıcı kullanılmasının mümkün olmadığı yüksek pulmoner emboli riski taşıyan hastalarda kullanılır. Bu filtre vena kava adı verilen büyük bir toplardamara yerleştirilir. Filtre, toplardamarda parçalanan kan pıhtılarının akciğere gitmesini önler.

 

Kompresyon çorapları bacağınızda kan pıhtısı geliştikten sonra ortaya çıkabilecek kalıcı şişliği ve ağrıyı azaltmaya yönelik olarak verilirler. Uzun süreli kullanımda hayat kalitesini artırırlar.

 

 

Venöz Tromboemboli Nasıl Önlenebilir?

 

Venöz Tromboemboli’den korunmak için hareketsiz kalmaktan mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir. Eğer bir operasyon söz konusuysa mümkün olan en erken zamanda ayağa kalkmak hedeflenmelidir. Uzun seyahatlerde en geç 2 saatte bir birkaç adım atmak VTE riskini azaltacaktır. Böyle bir durumda sıkı kıyafetlerdense rahat ve bol giysiler tercih edilmelidir. Daha önce VTE geçirildiyse uzun yolculuklarda kompresyon çorabı kullanılması, bazı durumlarda doktor kontrolünde önleyici ilaç alınması riski azaltmaya faydalı olacaktır. Bol sıvı tüketilmesi son derece önemlidir.

 

Uz. Dr. Ekrem YILMAZ

S.B.Ü. Koşuyolu Yüksek İhtisas E.A.H.

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzamanı