T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas
Eğitim ve Araştırma Hastanesi

VENÖZ YETMEZLİK


VENÖZ YETMEZLİK

Venöz yetmezlik, daha çok bacaklarımızdaki toplardamarların görevini tam olarak yerine getirememesine verilen addır. Sık rastlanılması, iş gücü kaybı, hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi nedeni ile  önemli bir sağlık sorunudur. Yapılan çalışmalarda kronik venöz yetmezlik en sık izlenen damar hastalığı olup, yetişkin yaşta % 10-20, 60 yaş üstü hastaların ise % 40’ı kronik venöz yetmezlik hastalığı yaşamaktadır. Kadınlarda daha sık rastlanır (hormonal nedenler, gebelikte ve doğum eylemi esnasında karın içi basıncın belirgin artması ile toplardamarlarda basınç artışı).

 Öncesinde bacaklarımızdaki dolaşım sisteminden kısaca bahsedecek olursak; bacaklarımıza kalpten atardamarlar yolu ile temiz kan gelir. Bacak atardamarlarındaki kan akışı yukardan aşağıya doğrudur. Bu akış büyük oranda kalbin kasılıp gevşeyerek pompa etkisi ile itmesi sonucu sağlanır.  Ayrıca vücudumuzun pozisyonu ve yer çekimi etkisi de kanın yukardan aşağıya doğru akışına yardımcı olur. Bacaklarımıza ana atardamar ve dallarından gelen temiz kan çok ince çapta olan kılcal atardamarlara ayrılarak dokulara ulaşır. Bu dokular tarafından kılcal atardamarlardan gerekli maddeler alınıp, gereksiz olanlar kılcal toplardamarlara verilerek kirli kan halini alır. Sonrasında kılcal toplardamarlar birleşerek ana toplardamar ve dallarını oluşturur. Kılcal atardamar ve kılcal toplardamar arasındaki bu geçişte arkadan kalbin pompa etkisi ile olan itme gücü (basınç) kanın dokulara geçmesi nedeni ile toplardamarlara geçişte belirgin azalır. Bacak toplardamarlarındaki akım aşağıdan yukarı doğrudur. Bu düzeyde kalbin itiş gücünün belirgin azalması ve aşağıdan yukarıya olan kan akış hareketi nedeni ile toplardamardaki kanın hareketi atardamara göre yavaştır. Toplardamarlarda kanın geri akışını engelleyen kapaklar vardır. Bu kapaklar kapandığında genel olarak bakıldığında yatay “V” harfine benzer. Kanın geri kaçmasını engeller. Kapaklar açıldığında “V” harfinin kollarını oluşturan kapaklar ayrılarak damar duvarına yaklaşır ve kanın ileriye doğru akmasına izin verir. Arkadan kalbin azalmış itiş gücü, solunum hareketleri esnasında oluşan basınç farklılığı ve bacak kaslarındaki kasılıp gevşeme sonucu kapakçıkların kapanıp açılması ile toplardamarlarda kan hareketi sağlanır.

Venöz yetmezlik, toplardamarlardaki normal kan akışın bozulması sonucu oluşur. Asıl sorun kanın geri akışını engelleyen kapakçıklardır. Bu kapakçıklardaki herhangi bir sorun kanın geriye kaçmasına neden olarak, duvarı atardamara göre ince ve elastik olan toplardamarlarda basınç artışı ve genişlemeye neden olur. Bu genişlemenin devamlı hal kazanması sonucu genişlemiş bu damarların duvarının elastik özelliği azalır ve artık varis adını verdiğimiz değişik evreleri olan toplardamar hastalığı oluşur (ince, orta ve kalın çaplı varis). Kılcal toplardamarlar, ana toplardamarlar oluşurken genel olarak kas dokular arasında ve hemen cilt altı yağlı dokuda olmak üzere iki ana toplardamar ağına bağlanır.  Kas dokular arasında, derinde olan bu damarlarda daha önce bahsettiğimiz bu sorunlar olursa derin venöz yetmezlik (iç varis), cilt altı yağlı dokuda olursa yüzeyel venöz yetmezlik (dış varis) denir. En çok yüzeyel venöz yetmezlik ile karşılaşırız ki daha çok dışarıdan baktığımızda göz ile görülen varisler bu neden ile oluşur.

Venöz kapakçıklarda yetersizlik nedeni tam olarak anlaşılamasa da, damar duvar yapısı bozukluğu, genetik nedenler (ailesinde varis öyküsü olanlarda varis görülme olasılığı % 70), yaşam şekli (özellikle kuaförlük, güvenlik görevlileri, öğretmenlik, gibi uzun süre ayakta durması söz konusu meslekler), hormonal etkiler (östrojen), venöz hipertansiyon gibi nedenlerin kombinasyonunun etken olduğu düşünülmektedir. Ayrıca yaş, kilo, kabızlık, hareketsiz yaşam, östrojen türevi ilaç kullanımı diğer risk faktörleridir.

Yetmezlik sonucu en sık karşılaşılan şikayetler, varisler, bacaklarda şişme (ödem), ağrı, kaşıntı, ciltte renk değişikliği ve egzema benzeri görünüm, ciltte yara ile  yüzeyel yada derin toplardamarlarda pıhtı oluşumu sonucu oluşan şikayetlerdir.  Venöz yetmezlik tanısı renkli doppler ultrason (RDUSG) ile konur. Toplardamarlardaki yetmezlik nedeni ile oluşan geri kaçışı gösteren akım ve varisler, ayakta ve yatar pozisyonda çeşitli manevralar yaptırılarak tespit edilir. Renkli doppler USG tedavinin planlanmasında çok önemli bir yeri olup detaylı toplardamar haritalandırma ve yetmezlik derecesi -çap ile ilgili detaylı bilgiler verilmesi gerekir.

Her venöz yetmezliğin tedavisi gerekmez. Görüntü olarak kişiyi rahatsız eden varis varlığında yada klinik olarak şikayet varlığında tedavi yapılır. Tedavide kan dolaşımını düzenleyici ilaçların yanısıra varis çorabı gibi dıştan bası yaparak basıncı ters yönde azaltıcı uygulamalar mevcuttur. Bilinen hiçbir ilaç, doğal ürün yada varis çorabı varisi yok etmez. Şikayetleri azaltabilir ve rahatlamayı sağlayabilir. Ameliyatlı tedavi ve ameliyatsız girişimsel tedavi ise varisi tamamen ortadan kaldırır. Ameliyatlı tedavi eskiden daha çok başvurulan bir yöntem olup bazı durumlarda hala kullanılmaktadır. Bu tedavide operasyonla varisli alanların ve varise neden olan, kaçak tespit edilen ana toplardamarların çıkartılması mümkündür. Ameliyatsız tedavi ise güncel tedavi yaklaşımı olup bazı vaklarda hem ameliyatlı hem ameliyatsız yöntem kombine edilerek de kullanılmaktadır. Ameliyatsız tedavide varise neden olan ana toplardamarın ve varislerin  yakılması, yapıştırılması yada köpükle doldurulması yöntemleri kullanılır. Ameliyatsız tedavi işlemleri ameliyatlı tedavilere göre daha kolay ve tekrar şansı daha az olan yöntemlerdir. Tedavide hastaneden daha az yatış süresi, anestezinin daha az oranda kullanımı ve ultrason altında görerek işlem yapılması gibi nedenlerden dolayı tedavide daha konforlu olanak sağlar. En çok ameliyatsız işlem olarak lazer ve radyofrekans yöntemi kullanılır. Bu yöntemler ile ana toplardamar ve varisli damarlar yüksek ısıya maruz bırkılarak erimesi-incelmesi sağlanır. Yüksek ısı nedeni ile uygulanacak alanın etrafına enjeksiyon ile özel ilaç verilerek yüksek ısıdan korunur. Köpükle tedavide, özel ilacı +hava ile elde edilen köpüren karışımın enjektör yardımı ile genişlemiş damarlara uygulanır. Köpük damarın küçülmesine neden olur. Daha çok orta boy varislerde yardımcı tedavi olarak kullanılır. Yapışkan ile tedavi (sklerotetapi) diğer bir yöntem olup köpük tedavisine benzer şekilde ilaç verilerek damarların büzüşmesi sağlanır (özellikle küçük varislerde etkin). Büyük varislerin tedavileri  küçük ince çaplı varis tedavilerine göre daha iyi cevap alınır. Yinede ameliyatlı ve ameliyatsız girişimsel işlemlere rağmen, her iki yöntemde de, gözle görülemeyn ince varislerin artışı, tavsiye edilenlere uymama, ailesel yatkınlık gibi nedenlerden dolayı varis tedaviye rağmen tekrarlayabilir.

Uz. Dr. Nuri HAVAN

S.B.Ü. Koşuyolu Yüksek İhtisas E.A.H.

Radyoloji Uzmanı