T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas
Eğitim ve Araştırma Hastanesi

DÜNYA HİPERTANSİYON GÜNÜ


DÜNYA HİPERTANSİYON GÜNÜ

Hipertansiyon uygun tedavi edilmediği takdirde vücuttaki organların tamamına yakınında kalıcı hasara neden olabilen önemli bir sağlık sorunudur. 

Hipertansiyon dünyada ve Türkiye’de en sık görülen sağlık sorunlarından biridir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Sanayileşmiş toplumlarda hipertansiyon görülme oranı %25-55 arasında iken ülkemizde bu oran yaklaşık %30 civarındadır. Ne yazık ki hipertansiyonu olan hastaların %60’ı hastalığının farkında değildir.

Tansiyon, damarlarda dolaşan kanın damarın iç duvarında oluşturduğu basınca denir. Bu basıncın organlarda hasar oluşturacak şekilde normalin üzerinde olmasına hipertansiyon denir. Kalbin kasılması esnasında damar duvarında oluşan basınca sistolik kan basıncı (büyük tansiyon), kalbin kasılmalar arasındaki gevşeme döneminde damar duvarında oluşan basınca ise diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) denir.

Hipertansiyon,  muayene odasında ölçülen büyük tansiyon değerinin ≥140 mmHg, küçük tansiyon değerinin ≥90 mmHg olması olarak adlandırılır. Tansiyon tanısında muayene ölçümü dışında iki yöntem kullanılır. Evde kan basıncı ölçümleri ve tansiyon holteri dediğimiz ambulatuvar kan basıncı ölçümüdür. Evde kan basıncı ölçümü, minimum 3 gün tercihen 6-7 gün boyunca sabah akşam sessiz bir odada hastanın arkasına yaslanıp oturarak en az 5 dakika dinlendikten sonra yapılan ölçümlerdir. 1-2 dakika arayla en az 2 ölçüm alınmalıdır. Evdeki ölçümler muayene ölçümlerine göre daha düşük çıkar. Tansiyon sınırı olarak ev ölçümlerinin  ≥135/85 mmHg olması muayene ölçümünün ≥140/90 mmHg olmasına karşılık gelir. Hastanın kendi tansiyonunu takip edebilmeyi öğrenmesi, tedavi uyumu ve kan basıncı kontrolü açısından faydalı bulunmuştur. Yeni teknolojik gelişmeler ile  akıllı telefon uygulamaları, hastaların kan basıncı takiplerinin kaydını oluşturup dijital günlük tutulmasını sağlar ve takipte ek avantaj sunabilir.

Hipertansiyon yıllar boyunca hiç belirti ve bulgu vermeden böbrek, beyin ve kalp gibi organlara hasar verebilir. Bu hastalarda kan basıncının yüksekliğine bağlı olarak baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, ani görme bozuklukları, sık idrara çıkma, kulaklarda çınlama gibi şikâyetler olabilir. Habis hipertansiyon durumunda ise zonklayıcı baş ağrısı, bulantı, kusma, görme bozukluğu, baş dönmesi görülebilir. Bu durumda acilen doktora başvurulmalıdır.

Hipertansiyon tedavisi kişinin yaşı, eşlik eden hastalıkları, hipertansiyonun derecesi gibi birçok faktörle ilişkili olarak bireyselleştirilmelidir. Her hastaya özel olarak bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Bu tedavi planın ilk basamağını hayat tarzı değişiklikleri oluşturmalı ek olarak gereğinde kişisel özelliklerine uygun olan medikal tedavisi düzenlenmelidir. Tedavisi düzenlenen hastalar mutlaka doktorları tarafından tedavi ve hayat tarzı değişikliklerine uyumu, tedavinin işe yarayıp yaramadığı takip edilmelidir. Hipertansiyon tedavisinin şüphesiz en önemli nokta diyet ve tuz kısıtlamasıdır. Tuz kısıtlanmasında evde yemeklerde kullanılan tuz miktarı kadar dışardan alınan hazır gıdalardaki tuz mikatarınada dikkat edilmelidir. Gerekirse diyetisyen desteği alınmalıdır. Hastalar egzersiz yapma alışkanlığı kazanılması ve kilo kaybı açısından cesaretlendirilmelidir. Sigara kullanımından ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer tansiyon hedeflerine ulaşılamıyorsa bunun nedenleri araştırılmalıdır. Örneğin ağrı kesici kullanımı ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, tuz alımının kısıtlanmaması hipertansiyon tedavisini ve hedeflere ulaşılmasını engelleyebilir.  Yeterli kan basıncı kontrolü sağlanamayan hastalarda çeşitli ilaç kombinasyonları denenebilir.

Doç. Dr. Sinan CERŞİT

 

S.B.Ü. Koşuyolu Yüksek İhtisas E.A.H.

 

Kardiyoloji Uzmanı